Doğruluğuna Yürekten İnanıp Ortamlarda Sattığımız Ancak Aslında Uydurma Olan Bilgiler

Uzayda yer çekimi yoktur ya da cam aslında sıvıdır diyen birçok kişiyle denk gelmişizdir. Hatta belki de bunları dile getiren kişiler bizlerizdir. Ancak üzücü bir haberimiz var, bunlar şehir efsanesi…  Bu yanlış bilgilerin bilimsel kaynaklardan bir araya getirdiğimiz doğruları neymiş gelin hep beraber bakalım. ?

Kaynak: https://www.sciencefocus.com/science/…

1. “Hiçbir şey ışık hızından daha hızlı değildir.”

Einstein’dan beri hiçbir şeyin, saniyede yaklaşık 300.000 km olan ışık hızından daha hızlı olmadığını biliyoruz. Ancak bu sadece boşlukta veya uzay boşluğu gibi bi boşluğa yakın bir alanda geçerlidir. Doğru koşullar altında, komşunuzun kaplumbağası ışığı aşabilir.:) Dolayısıyla her şey ortama bağlı.

Işık camdan veya sudan parladığında, yaklaşık üçte bir oranında yavaşlar.

Yakalanmak için hala çok hızlı olsa da yine de farklı malzemeler kullanarak ışığın hızını yürüyüş hızına düşürebilirsiniz. Son zamanlarda, bilim insanları ışığı tamamen durdurmayı ve daha sonra serbest bırakmayı bile başardılar. Yüksek standartlarda bir laboratuvara sahip olduğunuz sürece, hemen hemen her şey ışıktan daha hızlı hareket edebilir. ?

2. “Sputnik uzaydaki insan yapımı ilk nesneydi.”

Sovyetler Birliği tarafından 4 Ekim 1957’de fırlatılan Sputnik 1, dünyayı değiştirdi. Yörüngeye giren ilk insan yapımı nesne olarak dünyayı üç ay boyunca daire içine aldı. Ancak uzaya ilk ulaşan nesne o değildi. 

Daha önceki yüzlerce roket, hemen balistik bir yörüngede/uçuş yörüngesinde Dünya’ya geri dönmek için tanınan sınırın çok ötesine ateş edilmişti. Bunlar, İkinci Dünya Savaşı’nın son yıllarında İngiltere, Fransa ve Belçika’ya yıkımlara neden olan Alman V2 füzeleriydi. Uzayın fethi için iyi bir başlangıç değildi.

3. “Cam akışkandır/sıvıdır.”

‘Camların dip kısımları daha kalındır. Yüzyıllar boyunca yer çekimi camın aşağı doğru akmasına neden oldu bu nedenle cam aslında sıvıdır ‘’ Kulağa inandırıcı geliyor, değil mi? Aslında bu bir şehir efsanesi.

Eski camların alt kısımları daha kalındır çünkü bu şekilde yapılmıştır.

Önceki dönemlerdeki cam yapım teknolojisiyle yalnızca küçük camlar üretilebiliyordu ve bunlar değişken kalınlık ve şeffaflıktaydı. Bu kusurlu kısımları, daha ağır kısımlar altta olacak şekilde monte etmek mantıklıydı. Eski pencerelerin taban kısımlarının daha kalın görünmesinin nedeni budur.

4. “Balıklar, evrimleşmeyi başlatan ilk canlılardır.”

Hepimiz illüstrasyonlarını görmüşüzdür: Milyonlarca yıl önce, cesur bir balık kısa süreliğine karaya çıkmayı öğrendi. Zamanla, türü karada giderek daha uzun süre kalmaya başladı. Yavaş yavaş, solungaçlar ilk amfibileri, ardından sürüngenleri, kuşları ve memelileri üretmek için akciğerleri meydana getirdi.

Sonra biz ortaya çıktık. Ama bu cesur balıklar gerçek öncüler değildi.

Arazi, böcekler, kırkayaklar, bitkiler ve mantarlar da dahil olmak üzere zaten yaşamla doluydu. Ancak bu gerçek, insan merkezli bir yaşam tarihinde genellikle göz ardı ediliyor ve yanlış bilgilere neden oluyor.

5. “İnsan vücudu tamamen insana ait”

Vücudunuzdaki hücrelerin yaklaşık yarısı size ait değil: Bakteri, mantar ve arkeden oluşuyor.  500 ila 1000 tür arasında, vücudunuzun herhangi bir yerinde, her birinden milyarlarca var. İnsan hücreleriniz bile tamamen size ait değil.

Birçok anne, mikrokimerizm (bir bireye ait az sayıda hücre veya dna’nın başka bir bireyde bulunması/geçiş yapması.) olarak bilinen bir süreçte hücrelerini bebeklerinden korur.

Bu hücreler annenin doğal hücreleri ile birlikte işlev görür ve bölünürler, ancak genetik açıdan farklı kalırlar.Bu tür kalıntılar daha sonraki bebeklere aktarılabilir ve hatta bir sonraki nesle aktarılabilir. Anneannenizin hücreleri karnınızda oyalanabilir; Amcanızın bir tentürü dalağınızda sekestre olabilir.

6. “Uzayda yer çekimi yoktur.”

Uzayda yerçekimi vardır. Önceki astronotların numara yaptığını söylemiyoruz. Daha ziyade, Dünya yüzeyinde yaşadıklarımıza kıyasla oldukça zayıf olan yer çekimini ya da mikro yer çekimini deneyimlerler.

Güneş sisteminde bir yerde Dünya yüzeyinin etrafında dönen uzay aracında bulunur, çünkü uzay aracı kelimenin tam anlamıyla Dünya’nın yer çekimi tarafından yörüngede tutulur ve bu da gezegenden yüzlerce mil uzakta bir güç uygular.

Tıpkı daha önce düşündüğünüz gibi, eğer bir astronot uzay istasyonunda bir muz kabuğunun üzerine kaysaydı, kesinlikle tamamen düşmezdi.

Bunun yerine, mikro yer çekiminden dolayı diğer her şeyin düşme oranıyla aynı derecede düşmesine neden olurdu.

7. “Şeker ve tatlı tüketmek çocukları hiperaktifleştirir.”

1994 yılında yapılan bir araştırma, çocuklarının şekerli bir içecek içtiğini düşünen annelerin, plasebo/yatıştırıcı almasına rağmen çocukların hiperaktif olduğuna ikna olduklarını gösterdi. Çocukların şeker tükettiğini düşünen anneler gözlemlendi ve çocuklarına plasebo aldıkları söylenen annelere göre çocuklarını daha çok gezdirip azarladıkları kaydedildi.

Yani gerçek şu ki bilinen yanlış bilginin aksine, çocuklarda şeker ve hiperaktivite arasında gerçek bir bağlantı yok.

8. “Yaz daha sıcak olur çünkü güneşe daha da yakınlaşırız.”

Kiminiz bayılıyor, kiminiz sizi bu kadar yaklaştırdığı için gezegenimize küfrediyor olabilirsiniz. Çünkü çoğu kişi yazın güneşe daha yakın olduğumuzu düşünüyor.

Ancak bu tamamen yanlış bir bilgi. Yazı ılık ve sıcak, kışı soğuk yapan yarımkürenizin güneşe yakınlığı değil, Güneş ışınlarının çarptığı açıdır. Yaz aylarında güneş ışınları üzerimize, kışın ise bizden uzağa doğru eğilir.

9. “Grip aşısı olursanız grip olursunuz.”

Aşıdan, korunmak için tasarlandığı potansiyel olarak ölümcül hastalıktan daha çok korkulması gerçekten ilginç. Hatta birçoğu, grip aşısı olduklarında (bir dayanıklılık testi olarak) gerçekten grip olacaklarını düşünüyor.

Enjekte edilen grip aşıları, esasen kimyasallarla öldürülmüş olan ‘inaktive’ aşıları kullanır. Bu süreç, virüsün dış kaplamasında, bağışıklık sisteminizi virüsün bir tehdit olduğunu düşünmesi için kandırmaya yetecek kadar protein bırakır.

Bu, vücudunuzun, grip virüsü ile aynı hayali proteinlere sahip olan sonraki herhangi bir viral istilacıya saldırmak üzere beyaz kan hücreleri üretmesine neden olur.

Fakat bu mikropun kendisi vücuda bulaşamaz ve kendini yeniden üretemez, bu da sizi hasta edecek olan şeydir.

Bununla birlikte, grip aşısı bazen yan etkilere neden olabilir. Bunlar genellikle enjeksiyon bölgesindeki kızarıklık veya şişlikten baş ağrısına ve düşük dereceli ateşe kadar değişir ve grip olarak algılanabilir. Bu nedenle doktora danışılmadan grip aşısı yaptırılmamalıdır.

10. “Büyük Patlama Teorisi evrenin nasıl oluştuğunu açıklar.”

‘Yoktan, şaşırtıcı derecede büyük bir patlama oldu ve evren yaratıldı.’ Ne yazık ki, aslında Büyük Patlama’nın tarif ettiği şey bu değil. Çünkü, Büyük Patlama evrenin genişlemesini açıklamaya çalışır. Evrenin nasıl oluştuğunu değil, evrenin devasa olmak için ne yaptığını açıklar.

Çoğumuz Büyük Patlama’yı en azından bir Jerry Bruckheimer filmine layık bir patlama olarak tasvir etsek de, bu konuda da yanıldık.

Elbette, her şeyin mikroskobik olmayan merkezi, saniyenin trilyonda birinin trilyonda birinden daha az bir sürede kolayca fark edilebilen bir boyuta şişirildi. (Ancak hiçbir ateş topu veya duman bulutu, etrafta olabilecek kaslı kahramanları içine çekmiyordu elbette. :))

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir